DOLAR 9,21770.05%
EURO 10,75620%
ALTIN 527,900,05
BITCOIN 6076462,00%
Van
10°

AÇIK

05:49

İMSAK'A KALAN SÜRE

İsmail Eren

İsmail Eren

01 Ekim 2021 Cuma

Neme lazım Padişahım!

Neme lazım Padişahım!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Van’ın siyasi zincirlerini kırıp, kaderini yeniden yazmasıydı 28 Mart 2004 belediye seçimleri. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden başlayıp, iktidara ve oradan Van’a kadar uzanan bir destandı AK Parti. Van halkı da istikrar ve demokrasi istemiş, oylarının % 53.89’unu güvenerek AK Parti’ye vermiş, Burhan Yenigün ve beraberindeki meclis üyeleri olan Zahir Soğanda ve ekibine belediyeyi teslim etmişti. Mevcut başkan ve ekibi bu dönemi sadece çiçek ekmekle ve yanlış hizmet yapmakla geçirmişti. Yapılan bir sonraki belediye seçimlerinde, Burhan Yenigün ve ekibini ısrarla tekrardan genel merkeze boyayıp süsleyerek aday gösterilmesini sağlayan kişilerin bu memlekete verdiği zararı, şu anda sizler ve aynı zihniyette olanların verdiğini unutmayın.

Gelelim yazımızın anlam ve önemini belirten, kulaklara küpe hikâyemize;

Bir devlet hangi halde çöker?

Kanunî Sultan Süleyman dönemi Osmanlı İmparatorluğu’nun güçlü olduğu dönemlerden biridir lakin Padişah yine de günün birinde işler kontrolden çıkar ve devlet çökmeye yüz tutar endişesi içindedir.

Bu tür endişelerini her zaman sütkardeşi meşhur âlim Yahya Efendi’yle paylaşmayı adet edindiği için bu kez de yine ona sormaya niyet eder.

Güzel bir hatla yazdığı zarif mektubu Yahya Efendi’ye gönderir.

Mektupta şu ifadeler yer almaktadır;

-“Sen ilahi sırlara vakıfsın. Bizi de aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur? Bir gün izmihlale uğrar mı?”

Mektubu okuyan Yahya Efendi’nin cevabı çok kısa ve şaşırtıcı olmuştur:

-“Neme lazım be Sultanım!”

Bu cevabı hayretle okuyan Sultan Süleyman, buna herhangi bir mana veremez ve biraz da hiddetlenir.

“Acaba bu cevapta bizim bilmediğimiz bir mana mı vardır?” diye düşünür.

Nihayet kalkar Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergâhına varır ve der ki:

– “Yahya Efendi mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, sorumu ciddiye al.”

Yahya Efendi şöyle bir bakar:

– “Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuz üzerinde iyice düşündüm ve kanaatimi size açıkça arz ettim” der.

Kanunî:

– “İyi ama ben bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “Neme lazım be Sultanım” demişsiniz. Sanki beni böyle işlere karıştırma der gibi” diye sitem eder.

Yahya Efendi bu cevaptan sonra şu müthiş açıklamasını yapar:

– “Sultanım! Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık şayi olursa, işitenlerde ‘neme lazım’ deyip uzaklaşırsa, sonra koyunları kurtlar değil çobanlar yerse, bilenler de bunu söylemeyip susarsa, fakirlerin, yoksulların, muhtaçların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkarsa, bunu da taşlardan başka kimse işitmezse, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halka hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir.”

Geçenlerde gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü Mustafa Yakut’un kaleminden, Van’ın kayyum tarafından yanlış yönetildiği hususları, yolların biçare durumları ve üzerinizde bulunan emanet oyların daha bir eriyip gideceği en içten duyguları ile tamamen siyasetten uzak dile getirildi.

 Çok yakın camiadan kimin kalemşoru olduğu belli olmayan, gazeteci Ayhan Yazlık başladı varan 1, varan 2 diye sıralama yapmaya…

VARAN 1: Noktasına ve virgülüne dokunmadan Van Havadis adlı gazetenin yazarlarından Ayhan Yazlık’ın yazdığı bazı konuları sizlerle paylaşalım ve birlikte değerlendirelim.

“Kimilerine göre, bazı yöneticilerin, kayyumlara istediklerini yaptıramadıkları için, bazılarının ise esnafın çektiği sorunları dile getirmek için, Kayyumların hizmetlerinden rahatsız olduğunu dile getirmeye çalışıyor olabileceğini belirtti”

-Sayın Yazlık, kimileri diye başladığınız kişiler kimdir ve siz kimin kalemşorusunuz? Yazınızda belirttiğiniz Kayyumdan bizim istediğimiz ve yaptıramadığımız nedir? Bugüne kadar odasına bile girmediğimiz ve hiçbir şey istemeye ihtiyacımızın olmadığını bile bile bunu yazıp ta ispat edemezseniz müfterisiniz.

-Sayın Yazlık, yine soruyorum size; bir gazeteci olarak tarafımıza ulaşan binlerce şikâyet var. Bu yollarla ilgili “Halk isyanda, fuzuli yapılan hizmetlerden dertli” gibi şikâyetler size iletilmedi mi? İletildiyse neden kafanızı toprağa gömüp bu halkın sesi olmadınız?

VARAN 2: Yine noktasına virgülüne dokunmadan sizlere aktaralım.

“Van’da son dönemde yaşananalar Van halkı tarafından zülüm olarak görüldü”

-Elini vicdanına koy Sayın Yazlık. Van’da son dönemde yapılan köstebek gibi yol çalışmalarında siz zulme uğramadınız mı? Yoksa siz Van’da yaşamayıp il hakkında ahkâm kesebilen beyaz yakalılardan mısın? Yine soruyorum sen kimin tarafında ve hangi vakıf, cemiyet, dernek, sivil örgüt ve siyasinin kalemşorusun?

VARAN 3: Sayın Yazlık, genel sekreterin her şeyi usulünde ve mükemmel yaptığını mı düşünüyorsun? Eğer yapılıyorsa, Van’da yaşanan sorunların sebebi sizce nedir? Kayyumlar ile ilgili yazı yazan Mustafa Yakut’un, il yönetiminde olması Van’ın sorunlarına kulağını kapatıp, tıpkı sizin gibi sessiz kalıp, lal olması mı gerekiyordu? Menfi çıkarı olmayan herkes rahat ve huzurlu bir şekilde gazeteciliğini yapar, yazısını yazar. Bu konuları Van’ın ‘’Duayen Gazetecisi’’ olarak sizin dile getirmeniz gerekmiyor muydu? İlin il yönetiminin diğer görevi de kurumların çalışmasını sağlamak değil mi?

VARAN 4: Sayın Yazlık, kayyumlar birçok ilde hakkıyla, layıkıyla iş yaptılar. Örnek olarak en yakınımız, Şırnak ilinde kayyum olup daha sonra seçimi alnının teriyle, yüreğiyle kazanan Mehmet Yarka örneğini gösterebiliriz. Mustafa Yakut yazısında geç olmadan, oylarımızı daha fazla kaybetmeden, oylarımıza ve bu memlekete sahip çıkalım demiş olamaz mı? Eğer siz kentimizde kayyumun layığı ile hizmet ettiğini düşünüp yazımızı çarpıtıyorsanız siz ve sizin cenahınızı yüce halkımıza havale ediyoruz.

VARAN 5: Sayın Yazlık, Varan 1’den, 5’e kadar konuların tamamında siz hangi taraftasınız? Ya siz bu memlekette yaşamıyor, ya da birilerinin (biz o birilerini de biliyoruz) güdümünde yazıyorsunuz.

Son olarak memlekette ‘Neme Lazım’ demeden elini taşın altına koyan, sayıları iki elin parmaklarını geçmeyecek siyasetçilere ihtiyacın hâsıl olduğu şu dönemde, Mustafa Yakut’a teşekkür ederek, yine hikâyeyi hatırlatmak istiyorum.

“Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık şayi olursa, işitenlerde ‘neme lazım’ deyip uzaklaşırsa, sonra koyunları kurtlar değil çobanlar yerse, bilenler de bunu söylemeyip susarsa, fakirlerin, yoksulların, muhtaçların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkarsa, bunu da taşlardan başka kimse işitmezse, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir.”

Devamını Oku

Son Mektup

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir mektup ancak bu kadar içten yazılabilirdi. Okurken iliklerimize kadar acı ve utanç ancak bu kadar işlenebilirdi. Sahi biz neyi paylaşamıyoruz? Tesadüfen rastladım şehidimizin yazısına, tesadüfen utandım yaşadığıma paylaşamadığımız mal mülk gurur para hırsımıza.

Doğduğunda ailesi tarafından bir çöplüğe atılarak terkedilmiş ve çocuk esirgeme kurumunda büyümüş Murat Akman, 18 yaşına geldiğinde evi bildiği kurumdan ayrılmak zorunda kalmış. Ancak kurumda ki öğretmeniyle bağlantısını hiç koparmamış ve orada ki çocuklara yardımcı olabilmek için elinden geleni yapmış.    

Canını hiçe sayarak çıktığı her görevden döndüğünde devletin kendisine bağladığı maaşını yine evi bildiği çocuk esirgeme kurumuna göndermiş aynı anadan aynı babadan olmayan kardeşlerinin eksikleri olmasın diye.

Her operasyona çıkmadan önce bir son mektup yazarmış son mektup niyetine, geri dönmediği bir operasyon sonrası son mektubunu teslim ettiği arkadaşı mektubu verdiği adreste ki arkadaşına ulaştırmış. Mektup arkadaşı tarafından Murat Akman’ın vasiyeti üzerine bir yayın kuruluşuna belirli bir meblağ karşılığı devredilmiş ve şehit askerin vasiyeti üzerine medya kuruluşunun ödediği para Murat’ın büyüdüğü çocuk esirgeme kurumuna bağışlanmış. Ve mektup gazete de yayınlanmış

Murat Akman’ın şehit olması sonrası gazete de yayınlanan mektubun tam metni de şu şekilde;

Bu yazı bir komanda er mektubudur ve siz bu mektubu gazeteden okuyorsanız ölmüşüm demektir. Bir ailem olsaydı bu mektubu onlara yollamak isterdim ama yok.

Size koğuştaki ranzamdan yazıyorum. Şuan etrafımda Adana, Ağrı, Sivas, Edirne, Diyarbakır, Ankara, Antalya, İzmir, Urfa, Trabzon… Türkiye’nin dört bir yanından birbirini tanımayan ama birbirlerinin canını korumaya yemin etmiş bir sürü asker var. Birazdan operasyona gideceğiz, tek dileğimiz kayıp vermeden geri gelmek.

İlerde ölürsem eğer diye bir mektup yazmak çok zor. Aklına getirmek istemez ya insan ölümü, hani her zaman bir umut vardır ya, askerliğim bittikten sonra yırtıp atacaktım bu mektubu ama şu an okuyorsanız yırtamadım demektir. Zaten pek de kalem tutmaz elim, silah tutmayı daha iyi bilirim.  Sizi korumam için siz öğrettiniz silah tutmayı.

Tuhaf olan siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım ya bir mayına bastım ya da yediğim bir kaç kurşun, bileniniz var mı ben nasıl öldüm?

Kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü birbirinizin canını yaktığınızı gördüm. Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar. Gücü kadına yetenler. Cebindeki on lirası için adam vuranlar. Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar.

Bileniniz var mı ben kimi korumak için öldüm?

Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim.

Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam, beni bir çöp bidonuna atıp giden anam; söylesene ben kimin için öldüm?

Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğin bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki, size neyi bölmeyi öğrettiler?

Sizi önce Allah’a sonra birbirinize emanet ediyorum. Ben sizden razı oldum Allah da sizden razı olsun.

Devamını Oku

Kıssadan Hisse

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oysa ne güzel kıssalar var bizlere büyüklerimizden kalan, yine yazımıza kulaklara küpe bir kıssayla başlayalım
İskender, hiçbir kusuru konusunda onu uyarmayan bir vezirine “Sana ihtiyacım yok.” dedi. 
Vezir,  “Neden hükümdarım?” 
İskender, “Çünkü ben bir beşerim. Sen bu kadar süre zarfında benim tek bir hatama bile rastlamadıysan cahilsin demektir, örtbas ettiysen o zaman da hainsin demektir” demiş.
Biz her yazımızda elimizden geldiğince dilimizin döndüğünce sevgili yerel yöneticilerimize küçük hatalarını ya da iyi yapılmış olan icraatlarını söyledik. 
Edremit Belediyesi’nin bitmeyen Pazar yerini de gündeme getirdik, Gevaş Belediyesi’nin aynı kentin merkezindeki durmuş olan saat kulesi gibi durmuş hizmetlerini de söyleyip, İpekyolu Belediyesi’nin kentin merkezindeki bitmeyen yol çilesini de ilk biz dile getirdik. 

Anarşi nedir. 
Anarşi kelimesi Türkçemize Fransızcadan geçen bir kelime olup asıl anlamı Siyasi ve idari kurumlardaki çözülme sonucunda denetimin kalmaması durumu, başsızlık demektir.  Peki Van’da yaşanan anarşi durumu nedir gelin hep beraber görelim.
Anarşi İpekyolu Belediyesi’nde yolların diğer kurumlarla örneğin (Karayolları, VEDAŞ, TEDAŞ, VASKİ, Türk Telekom vb.) gibi kurumlar ve hatta diğer belediye fen işleri yöneticileri ile görüşülmeden başlanması ve hatta bir sokağa ya da caddeye başlanıp bitirilmeden, diğerine başlanması. Ve bu sebeple günlerdir Van’ın çilesi haline gelen trafik, toz, duman, korna sesi Van halkının huzursuz olup çileden çıkma durumudur. 
Sayın yöneticiler elinizi vicdanınıza koyun. Aynı anda hem Sıhke hem 15 Temmuz Şehitler, hem Gölbaşı caddesi ve sayamadığım birçok cadde ve sokakta aynı anda sistematik bir şekilde neden kazı çalışması yapıldı. Bunlar sırasıyla yapılamaz mıydı?
Sayın başkanlar tıpkı İskender gibi sizin bu konuları takip edecek yardımcılarınız fen işleriniz vb. alt komisyonlarınız yok muydu? Varsa hala görevde mi?
Anarşi Edremit Belediyesi’nde yeni TOKİ yolunun başlanıp bitmemesi, fidanlık yolunun çukurları ve fidanlık yolunun 5 dünya ülkelerindeki gibi delik deşik araç düşmanı olması. Yeni organik pazar yerinin neredeyse yıllardır bitmemesi. Edremit Belediyesi’nin hizmete almadığı halk otobüsleri, yetersiz belediye otobüsleri ve bu uyarıları gazeteci olarak yaptığımızda aldığımız tepkilerdir. 
Anarşi, Vanspor’da yönetici bulamama, dağ gibi birikmiş günden güne her ne hikmetse yerinde bir türlü durmadan yükselen borçlar veya Vanspor’un fesih edilmesi ya da eski yönetime maddi destek verilerek devam edilmesine mecbur kalınma durumudur.
Sayın Zahir Kadaşoğlu’nun Vanspor’a sahip çıkacağını söyleyip susması durumudur 
Anarşi, Van’ın babayiğit gazetecilerinin Van’ın hiçbir sorunu yokmuş gibi susması, yazmaması kaleminin kırılması durumudur. 
İş adamları çevresinde her ne hikmetse ses çıkarmama, aman dokunursam söylersem elimde kalandan olurum korkuyorum iş alamam durumudur. 
 Bir ilin kaderini belirleyen iktidar partisinin İl yönetimi ve milletvekilleridir. Bir ilin kaderini belirleyen bu yönetici ve milletvekillerinin yerel yöneticiler ile organize bir şekilde çalışma halidir. Anarşi, bu yöneticilerin çoğunun birbirleri ile küs olma, kendi koltuk hırsları sebebi ile birlikte organize çalışmama halidir. 

Ve gelelim Sayın Milletvekillerimizin kıssasına… 
Timur, Akşehir’e gelirken yanında bir de erkek fil getirmiş. Fil bu, bağ bahçe tanımıyor, önüne gelen yeri talan ediyormuş. Bununla kalsa iyi, Akşehirliler fili beslemek için ambarda, kilerde ne varsa tüketmişler. Bakmışlar böyle olmayacak, Hoca’ya;
– Aman Hocam, demişler, Hünkâr seni dinler, bir konuş da şu fil belasını başımızdan alsın.
– Hoca;  O zaman toparlanın, Timur’a derdimizi birlikte anlatalım.
Hoca önde, Akşehirliler arkada, huzura çıkmak için yola düşmüşler. Otağın kapısına gelindiğinde Hoca arkasına bakmış ki in cin top oynuyor. Bir Allah bir kendisi! Ben yapacağımı biliyorum, diyerek huzura çıkmış.
Timur sormuş:
– Hayırdır Hoca, ne istiyorsun?
– Hünkârım, demiş Hoca, Akşehirli sizin fili çok sevdi; ancak yalnızlığına üzülüp duruyor, ferman buyursanız da yanına bir de dişi fil getirseler.
Timur memnun:
– Çok yaşa Hoca, demiş, bunu nasıl düşünemedim. Var git müjdeyi hemen ver.
Hoca, otağın kapısından çıkınca, sağa sola saklanan Akşehirliler etrafını sarmışlar:
– Müjde bekleriz Hoca, fil ne zaman gidiyor?
Hoca müjdeyi vermiş:
– Alın size müjde, dişisi de yarın geliyor!
Sayın Milletvekilleri Van’ın Sayın Hocaları Van’ımızı temsilen Meclis çatısı altında bizlere kaç fil daha getireceksiniz. Van’ın bunca derdi varken sizler daha ne kadar kendi dertlerinizle dertleneceksiniz. Anarşi sizin hizmet getirememe, Van’a sadece birkaç taziye ziyareti ve seçim döneminde gelme durumunuzdur. 
Yazımın tamamında amacım yapılan hizmetleri küçümsemek değil, aksine yapılan yollar caddeler ve hizmetler gerçekten muazzam ve büyük projeler. Ama planlama ve organizasyon açısından daha dikkatli ve daha planlı yapılamaz mıydı?

Devamını Oku

VAN’DA PARKOMAT SOYGUNU

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evinizin veya iş yerinizin önünde ya da cadde/sokak üzerinde aracınızı park ettiğinizde, elinde pos cihazıyla yaklaşan görevliyi gördüğünüzde ne hissediyorsunuz?
Sizi bilmem ama benim “Soygun vaaaar” diye bağırasım geliyor.
Aklın mantığın vicdanın almadığı bir uygulama. Bu gün yine her zamanki gibi aracımı cadde üzerine park etmek zorunda kaldım. Aracımı almaya tekrar gittiğimde elinde pos cihazı olan, resmî icra görevlisi gibi bekleyen, aracımın orada bulunduğu hiç bir anında herhangi bir koruması,  Güvenliği, sorumluluğu olmayan, aracımın başına her ne gelirse gelsin sorumluluk kabul etmeyen park görevlisi yanıma geldi. Tahsilat esnasında kibar bir şekilde 10 TL lik ödeme makbuzunu bana verdi. Görevliye söylensem ne fayda,  söylenmesem ne fayda, adam ekmeğinin peşinde verilen görevi uyguluyor. 
Amaç ne?
Trafik düzenlemesini sağlamak mı?
Sakın bu saçma cevabı vermeyin!
Bir çok şehirde mahkemeler, cadde ve sokaklarda otopark ücreti alınmasının kanunsuz olduğuna dair hükümler verdiğini okuyoruz. Peki, bu soygun halen neden devam ediyor?
Bu otopark bedelleri Ankara’da, Kayseri’de ve İzmir gibi büyük şehirlerde daha düşük, Üstelik bu alanlar şehirlerin merkezindeki caddelerde uygulanıyor. 
Van’ın Cumhuriyet caddesinde 2 saat 26 dakikaya 10 TL ödüyoruz. Üstelik özel ve korumalı park alanları 24 saatine 10 TL alırken. Sosyal belediyecilik anlayışınıza sığınarak van halkı olarak yetkililere sesleniyoruz. Lütfen bu zülme biz son verin..

Devamını Oku

Dünün Mafyası, Günümüzün Youtuber’ı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünün mafyası, günümüzün sahne yıldızı, muhalefetin son umudu tüm zamanların en etkili YouTuber’ı Sedat Peker…! 

Ülkenin gerçek bir iktidardan daha çok, gerçekten sıkı ve ne dediğini bilen bir muhalefete ihtiyacı varken, İktidarı olumlu, yapıcı eleştirilerle muhalefetin yönlendirmesi gerekirken, Türkiye’nin sorunlarını dile getirip çözümler sunup, projeler üretip, halka “bizim yapacaklarımız şunlardır” diyeceğine, TV ekranlarının karşısına geçip, ağzından salyalar akarcasına seyre dalmış “acaba ne diyecek” diye iştah kabartan bir muhalefet var karşımızda. Düne kadar “mafya” dedikleri şahıs bu gün “adam haklı beyler” diye seslerini yükselttikleri insana, yarın belki de iş kendilerine dönünce “yalancının biriydi” diyecekleri, şimdinin sayını dünün mafyası Sedat Peker…

Aslında anlatmak istediğim, muhalefet onun bunun karalaması ile değil, kendi duruşu, kendi projeleri, yaptıkları, yapacakları ile omurgası dimdik olursa muhalefet olur. Bunun dışındaki her şeyde düşük profilli muhalefeti kabullenmiş, iktidar derdi olmayan partiler olur… İşte tamda böyle bir zamanda “nerede o eski muhalefet partileri” demekten başka çaremiz kalmıyor…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

jokerbet

tempobet