DOLAR 9,54740.08%
EURO 11,10120.22%
ALTIN 547,90-0,35
BITCOIN 581946-4,02%
Van

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Mustafa Yakut

Mustafa Yakut

16 Eylül 2021 Perşembe

Dava ruhu köklerden gelir

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sadece bir yazı değil “AKDAVA”
Üniversitede başını açtıkları bacımızın örtüsü, 28 şubatta açılan haksız hukuksuz davalara karşı sivil direniş. 
Anaların gözyaşıydı bir babanın çaresizliği, elini göklere açıp en içten duasıydı bir kardeşin. 
Davosta bir yiğidin haykırışıydı namerde karşı (One minute)  
Bir dava değildi bir yazı hiç değil sessizliğin çığlığıydı kulakları sağır eden AKDAVA 
15 temmuzda tankların önüne yatan kardeşimiz. Gözünü kırpmadan silahını çeken Ömerimizdir AKDAVA 
Milyonların alkışı tüm hakıszlıklara karşı açılmış savaş ümmetin sesidir AKDAVA

Devamını Oku

Kayyum hizmetleri AK Parti’ye zarar veriyor

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber merkezimize gelen şikayetler üzerine halkın nabzını tutma amacı ile muhabirlerimizle sokağa indik. 

Halk isyanda! Fuzuli yapılan hizmetlerden dert yanıyorlar.

Kısıtlamaların kaldırılması ve normalleşmeye geçilmesiyle birlikte azda olsa çalışmaya başlayan esnafın, bilinçsiz, düzensiz, sorumsuzca yapılan kaldırım ve yol çalışmaları ile başı dertte.

Toz-toprak, kazılıp bırakılan yollar, bitmeyen projeler, dinlenmeyen halk! Gerisini siz düşünün…

Yapılan röportajlarda halkın büyük bir bölümü her sene sök/tak yapılan kaldırım ve yolların devlete getirdiği yük ve israftan bahsediyorlar.

İşin ilginç tarafı kayyum hizmetlerinden rahatsız olanların %90’ı yarın seçim olsa oylarını Recep Tayyip Erdoğan’a vereceklerini dile getiriyor olmaları. 

Peki liderine bu kadar sahip çıkan bir halka, hizmet adı altında yapılanlar hangi anlayışla kimlerin emri ile yapıyor. 

Bu zulme sessiz kalan ne yazik ki ilin mülki amiri ve aynı zamanda büyükşehir belediye başkanvekili…

Sayın Vali, Sayın Başkanvekili işleri bizzat takip edemiyorsanız eğer, işin ehli halka hizmet arzusu ile yanıp tutuşan, belediyeciliğe yıllarını vermiş kimseyi bulamadınız mı?

Daha 2021 yılı başında Maraş caddesi orta refüjü genel sekreterin ısrarı ve kesin emri ile hazır çimle kaplanmadı mı? Bu çimlerin bölgenin hava şartlarına uymayacağını dile getirenleri dinlemeyen biri aynı refüjü ışıklandırmalı olarak değiştireceğiz bahanesi ile tadilata almadı mı? Hani ışıklar, niye değişmedi. Işıkları bıraktık, ince beton ile kaplanan refüj kışın ne hale gelecek? Onuda geçtik halk ile dalga geçer gibi saksı bırakmak nedir? Genel sekreterin çalışmaya çok hevesli olduğunu dile getirenler oluyor bunları da duyuyoruz fakat çok çalışmakla değil, doğru işi doğru yerde ve doğru zamanda doğru şekilde yapmak gerekmiyor mu?

Son yaşanan orman yangınları sonrası halkın daha da hashas olduğu ağaç konusunda daha dikkatli olunamazmıydı? Van AVM arkasındaki ağaçlar çöpe dahi atılacak olsa yerinden sökülerek taşınamaz mıydı? Halkı AK Parti’ye karşı bu kadar kışkırtmanızın altında yatan bir neden mi var? 

Halka tepeden bakmaya başlayan güç delisi olmuş bir kaymakam ve başkan vekili vardı. Buradayken herkesin nefret ettiği, laf ettiği, yaptığı icraatları eleştirdiği kaymakam bakın gideli daha çok olmadı ve gider ayak yapılanlar unutulmadı. Böyle güzel örnekler halen tazeyken neden örnek alınmıyor.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışını benimsemek bu kadar zormu?

Arkanızdan dua edecek bir şehir bırakmak varken bu kadar imkan ve özgürlükle neden bu yanlışlar yapılıyor?

Van halkı unutmaz, unutur gibi yapar vaktini bekler. 

Van halkı bir gecede dönenleri, çıkarı için çalışanları, gidip dönmeyenleri ve bu memlekete zarar verenleri cezalandırdı ve cezalandırmaya da devam edecektir.

Rudyard Kipling’in güzel bir sözüyle bitirelim…

Altı tane sadık hizmetkarım var, bütün bildiklerimi onlar bana öğretti, isimleri: Ne, niçin, ne zaman, nasıl, nerede ve kimdir…

Devamını Oku

Psikolojik Harp

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Giriş yapmadan önce “yine mi dış güçler” diye dalga geçeceklere söyleyeceğim birkaç lafım var. Bu dış güçler planlayıp tasarlıyor, içeride fonlanan belli başlı çevreler sayesinde aşamalar hayata geçiriliyor ve bir kısmımız ise belki farkında olmadan bu aşamalara yani fitneye ön ayak oluyor. 

Gelelim konumuza… Bu konuyu genelden özele tanımlamakta fayda görüyorum. Çünkü doğru tespiti ancak bu şekilde yapabileceğimize inanıyorum. Günümüzde kamu kurumları ve yerel yönetimlerde gerekli hizmetler için; ilgili birimler, bu birimlerde çalışan teknik ekipler, yeterli seviyede teçhizatlar ve donanımlar var. Devlet gerekli imkanları sunmuş durumda. Yatırımlar ise had safhada. Netice de imkan anlamında devletimizin eli her yere uzanıyor. Peki neden bu yatırımlardan gerektiği kadar verim elde edilemiyor ya da neden yatırımlar istenilen kalitede olmayıp senesi dolmadan aynı yere tekrar tekrar aynı yatırımlar yapılıyor. Bunun başlıca sebepleri vardır. Fakat ben olaya ayrı bir pencereden bakalım istiyorum. İşler aslında bizim düşündüğümüz gibi basit değil. Planlanan oyunlar aşama aşama devreye sokuluyor. İstenen ortam hazırlandığında bir sonra ki aşamaya geçiliyor. Günümüzün en büyük hastalıklarının temelinde psikolojik süreçler belirleyici oluyor. Bu sebeple de Psikolojik harp kaçınılmaz oluyor.

Psikolojik Harp’in 4 aşaması olan: Demoralize olmuş bir toplum, Destebilizasyon yani İstikrarsızlaştırma, Kriz ve Kaos Ortamı, sonucunda ise Normalleşme aşamasıdır. Ülke olarak içine soktukları Destabilizasyon Yani İstikrarsızlaştırma aşaması Soğuk Savaş döneminde ortalama 3 sene iken günümüzde iletişim kanallarının çeşitliliği nedeniyle 1 seneye düşmüştür. Milli Güç Unsurlarını güçsüzleştirerek toplumun devlet kurumlarına olan güven duygusunu yok etme aşamasıdır. 
Özetle Psikolojik harp Demorilize edilerek değerlendirme yetisini kaybetmiş toplumu istikrarsızlaştırma ve güçsüzleştirilme aşamalarına müteakip oluşturulan krizlere, İşgalci güçlerin müdahalesi ile sonuçlanması süreci diyebiliriz.
Bunu şu sebeple anlattım; Türkiye Cumhuriyeti hedef ülke olarak Psikolojik Harbin “İstikrarsızlaştırılma” aşamasındadır ve farkına varamazsak krize ve kaosa sürükleneceğiz. Örneğin şu an İran “Kriz ve Kaos” aşamasında yakında neler olacağını göreceğiz. Bu süreçleri tamamlayan ülkeler; Irak, Libya, Suriye. Daha iyi anlaşılmıştır umarım.
Şu anda bize düşen Van ilimizde, ilçelerimizde, mahallelerimizde kamu kurum ve kuruluşlarının hantallığını, yetersizliğini ve sıkıntılara olan ilgisizliğini ortadan kaldırmaktır. Yatırımları gerekliyse yapmalı, yapılan yatırım sürecini olması gerektiği gibi kontrol etmeliyiz. İnsanlar nezdinde ki israf algısını kırmalıyız. Yapılan bunca yatırımın, lüzumsuz yapılan kaldırım taşlarına, bitmeyen yollara, yapımı becerilemeyen rögar kapaklarına, hizmet diye çileye dönüştürülen belediye hizmetlerine takılmasına müsaade etmemeliyiz ki etmeyeceğiz de. Ancak bu sayede İstikrarsızlaştırma aşamasında planlanan “vatandaşın devlete olan güven duygusunun yok olması” amacı engellenebilir. Amacım kimseyi eleştirmek yada tenkit etmek değil sadece farkında olunup harekete geçilmesini sağlamak. Düşmanın hamlelerinin farkında olup, tanımlayıp, gereken tedbirleri almak durumundayız.
 Sonuç olarak amaçlanan bizi birbirimizden koparmaktır. Sıkıntılara rağmen bizlere düşen sıkıntıların farkında olup bunları yerinde çözmek, halkımızla beraber fitne ve fesada yer vermemek, fitne sebeplerinin kökünü kurutmak, siyasi görüş gözetmeksizin ötekileştiren keskin ifadelerden kaçınmaktır.

Devamını Oku

Atanmışlığın rahatlığı…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son zamanlarda tarafımıza ulaşan şikâyetler arasında Van ili Tuşba Belediye Başkanın atanma halleri çokça gündeme gelmeye başladı. Sayın başkan birkaç olayda ‘sizler bana oy vermediniz ben seçilmiş değil, atanmış belediye başkanıyım. Benden ne hizmeti bekliyorsunuz’ diye veryansın ediyormuş.

Peki, nedir seçilmiş belediye başkanı ile atanmış belediye başkanı arasındaki farklar, gelin hep birlikte değerlendirelim. 

Sayın başkan seçilmiş bir belediye başkanının duyduğu hazzı ve hizmet edebilme aşkını hiçbir zaman hissedemeyecek. Belki de en önemli ve en büyük değer bu olsa gerek. 

Bulunduğu mevkii ve makamın koltuk ucuna oturup ben ne zaman kalkacağım diye düşünüp hep kendi dertleri ile dertlenecek. 

Ne güzel şeydir memlekete faydalı olmak, ne güzeldir hayırlı işlerle hayırlı görevlerle anılmak. Sayın başkan o koltuktan gidince ne yazık ki hiç anılmayacak. 

Temsil ettiği partinin bir daha ki seçimde belediye seçimlerini kazanmak için çıkaracağı adayın seçilmemesini şimdiden kendi eliyle sağlayacak. 

Peki, Sayın başkanın seçilmiş, atanmış veya şans eseri bulunduğu yere gelmesiyle yapması gerekenler nelerdi? Gelin şimdi olayı bu açıdan değerlendirelim. 

Sayın başkan seçildiği ilk günden başlayarak kentin alt yapı, üst yapı, yeşil alan ve yapacağı hizmetleri değerlendirip projelerini birer birer hayata geçirerek bir dahaki yerel seçimlerde aslanlar gibi çıkıp ben bunları yaptım diyebilmesi ve bir dahaki beş yıllık yönetimde yine kendisinin başkan adayı olabilmesiydi.

Sayın başkanın ben bu yere atandım ama bu bölgenin halkıyım halkıma hizmet, hakkıma hizmettir şiarını kendine destur edinmeliydi.

Bulunduğu bölge Van’ın en gözde bölgelerinden birisi olma özelliğini ön plana çıkarıp Van’ın yazlık bölgelerini Antalya’nın en güzel, en özel yeri gibi süslemeli, yollarını döşemeli, ceddimizin dediği gibi ayağımıza taş değmemeliydi.

Belediye arsalarında lüks ve yüksek konut yapımını bir tarafa bırakıp Tuşba Belediyesi sınırlarını en güzel yatay mimari ile süslemeliydi. 

Kimin kime oy verdiğini düşünmeden ve bunu yüzlerine söylemeden onu bunu ötekileştirmeden CHP’lisinden MHP’lisine, HDP’den DEVA partisine herkesin kapsına gidip ben bu memlekete hizmet ettim sizde bana oy verin demeliydi.

Peki, bu olaylardan sonra önümüzdeki seçimlerde Sayın Başkan yazının genelinde belirttiğimiz şeyleri yapabilecek mi? Tabii ki HAYIR. Çünkü başkan ATANMIŞ…

Devamını Oku

Kral Çıplak!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eksik yapılan her işin en iyi dostu olumlu ve yapıcı eleştiri olduğunu düşünerek yaptığımız bazı haberlerden dolayı, bazı yerel yöneticiler rahatsız olmuş. Yapılan eksik işi tamamlamak ve eleştirinin kaynağını düzeltmek yerine yöneticiler bize serzenişte bulunmuş. Biz gazete olarak bundan sonraki süreçte gördüğümüz her güzeli, emeği, kötüyü, eksiği ve eleştiriyi, gazetemizden iyinin devamı,  eksiğin tamamlanması adına iyi niyetli olarak yayınlayacağımızı bildirerek sözümüzü kulaklara küpe bir masal ile sonlandırıyoruz.

Günlerden bir gün, uzak bir ülkede, giyimine kuşamına oldukça düşkün bir kral varmış. Kendini dev aynasında göre bu kral, kendi zekasını çok beğenir, diğer insanları önemsemezmiş.

Yine bir gün, başka bir ülkenin kralı kendisini ziyaret etmek istediğini söylemiş. Kralın geleceğini haber alan bizim kralın aklına gelen ilk şey; “Acaba hangi giysileri giysem” olmuş.

Derhal tellalı çağırmış;

-“Bütün terzilere haber gönderin” demiş. Öyle bir giysi istiyorum ki, dünyada bir eşi, benzeri olmasın. Bana eşsiz bir elbise dikecek terziyi ihya edeceğim. Kıymetli misafirlerimi karşılarken o giysileri giyeceğim.”

Bir müddet sonra, haber her tarafa ulaşmış. En iyi terziler, kralın huzuruna gelmişler, yapabilecekleri tüm modelleri tek tek anlatmışlar. Fakat kral anlatılanlardan hiçbirini beğenmiyor;

-”Daha iyisi, daha güzel olmalı!” diye hepsine bağırıp, çağırıyormuş.

Duruma hakim olan bilge bir terzi kraldan söz istemiş.

– Sevgili kralım, ben size çok özel bir elbise dikeceğim demiş. Kral nasıl olacak diye sormuş.

Bilge terzi her defasında “sizin için çok özel bir elbise dikeceğim” demiş.

– “Öyle bir elbise dikeceğim ki eşsiz olacak! Ne sizden önce, ne de sonra kimse bu elbiseyi giyemeyecek.” demiş.

Kral sevinçle terziye gülümseyerek tamam demiş. Bu işi sana veriyorum!

Bilge terzi:

-”Fakat bir şartım var” demiş. ”Elbisenin dikimi bitene kadar hiç kimse işime karışmayacak, odama girmeyecek.” demiş.

Kral aradığını bulmanın sevinciyle, bu teklifi kabul etmiş. Hemen bir kaç kese altın verip;

-”Haydi o zaman derhal dikmeye başla!” diye emretmiş.

Bilge terzi hemen başlamış çalışmaya. Odasına çekilip, her gün kraldan iki kese altın geliyormuş kendisine. Aradan günler, haftalar geçtikçe kralın merakı artmaya başlamış. Nihayet bilge terzinin hangi kumaşı diktiğini görmek için odaya girmiş. Bilge terzi, dikiş tezgâhının üstünde harıl harıl çalışıyormuş. Kral sessizce bir süre terziyi izlemiş, bir şey göremeyince;

– ”Demek günlerdir boş oturuyorsun ha!”diye esip, kükremeye başlamış.” Günlerdir seni besliyorum, her gün kese kese altınlar gönderiyorum bunun için mi demiş?

Bilge terzi sakin ve kendinden emin bir şekilde;

– “Sevgili kralım, bu kumaş çok özel bir kumaş. Bunu sadece akıllı insanlar görebilir.” demiş. Bakın ne kadar da güzel oluyor, öyle değil mi?”

Kral, aptal durumuna düşmemek için;

-”Evet, çok güzel. Demek zorunda kalmış ve hızlıca çıkmış odadan.

Çok geçmeden bu söylenti şehrin her tarafına yayılmış. Kralın yeni elbisesi için herkes; ”Sadece bu elbiseyi akıllılar görebilir!” diyormuş. Nihayet insanlar meraktan çatlamadan merasim günü gelmiş, çatmış. Halk alana toplanmış, meraklı gözlerle kralı beliyormuş.

Terzi kralı giyim odasına almış, eski elbiselerini indirerek ona gerçekten varmış gibi üzerine diktiği elbiseleri giydirmiş. Sonrada kralın karşısına geçip;

-”Muhteşem oldunuz sevgili kralım, gerçekten çok şıksınız” demiş.

Kral, bilge terzinin bu iltifatları karşısında, aynadaki çıplak bedenine hiç aldırmadan;

-”Teşekkürler,çok güzel olmuş, çok beğendim.” demiş.

Kral yeni elbiseleri ile gelmiş merasim alanına. Toplanan halk kralı çıplak görünce çok şaşırmışlar ama kimse cesaret edip de krala çıplak olduğunu söyleyememiş. Birden kalabalığın içinden genç bir çocuk haykırmış;

-“Kral çıplak!”

Bunu duyan halk gülmeye başlamış. Nihayet kral, geç olsa da gerçeği anlamış.

 

Sözün özü odur ki; olumlu eleştirilere açık olun, sizi eleştirenleri düşman bellemeyin. 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

jokerbet

lunabet

youwin

hepsibahis

grandpashabet